Ben Bir Yol Ayrımındayım

Biliyorum ben bir yol ayrımındayım.Ve önümde sadece iki yolum var. Eylül ayı benim için yeni bir senenin başlangıcı…  Yaz tatili sonrası yine yeni bir yıl… Ve ben bu sene ki planlarımı düşünmeye başlıyorum. İlk olarak tartıya çıkıp yaz öncesi ve sonrası kilomu karşılaştırıyorum. Her şey yolunda kilom aynı. Elde var bir! Sonra nefes aldığım yer, Golf kulübüme gidiyorum. Oyun arkadaşım beni yenmeye hevesli ama tam tersi oluyor. Yaz öncesinden çok daha iyi oynayıp  kazanıyorum. Bu iş de tamam. Elde var iki ! Ve  sıra geldi uyku düzenine… Yaklaşık 10 gündür, erken… Devamı için…

Sen Neymişsin be Reynmen!

Çocukluk kahramanım, idolüm amcam Salih, o zamanlar gemilerde çalışır, bütün aileye de gittiği yerlerden tuhaf tuhaf hediyeler getirirdi. Biraz da alkolik olmasının etkisiyle çoğu zaman istekleri birbirine karıştırırdı. Mesela; köpek ve Bonzai ağacı benim hayalimken, köpek halama, Bonzai’de diğer halama gitti! En çok beni sevdiğini söylemesine rağmen  herkesin hediyesi gelir ama benimkiler çeşitli sebeplerle ya gemide unutulur, ya denize düşer ya da birileri tarafından çalınırdı. Ben o zamanlarda bugün gibi hem güvensiz hem fesat olduğumdan, hediyelerimin hiçbir zaman alınmadığını, kaybolmalarının ise amcamın müthiş  hayal ürününün bir parçası olduğunu bilirdim. Ama bir… Devamı için…

Yazlık Tımarhane

Insan yaşadıkça anlıyor ki bir kaç kişiye bağışıklığımız, tanımadıklarımıza ise alerjimiz var. Bizden (!?) olmayan kişilerin en küçük hatasında adalet cengaveri, bizden olanların her davranışına ise sonsuz tölaransımız mevcut. Bir yaz tatilini benim gibi kalabalık bir sitede yapıyorsanız, benim şahit olduklarım kimseye yabancı gelmeyecektir. Kimi ilk gördüğü kişiye içini döküyor kimi de benim gibi kağıda… Dolmuş şöförüne gideceği yol ücreti 3,5 TL diye yol boyu söylenen bol mücevherli süslü teyzenin ağzına terlikle vurmak istemiş olmam benim de içimde tuhaf bir potansiyel olduğunun kanıtıdır. Genele bakınca bu kadar sıkıntısı olan bir… Devamı için…

KİTAPSIZ

“Utana sıkıla, yüreğim çarparak, aylaklığın, şairane heyecanın tatlı saatlerinde, ruhuma dalga dalga dolan yaşamı, acıyı, umudu, özlemi gösteren sayfalardan bir kaçını dünyaya devrediyorum.”    – E.T.A Hoffman Hoffman, “Murr Kedi” adlı kitabında, marifetli kedisinin düşüncelerini, bir müzisyenin yaşantısına harmanlayınca, muhteşem bir dünya görüşü ortaya çıkmış. Yukarıdaki dizeler bu kitabın önsözlerinden sadece bir tanesi. Bir önsöz bu kadar edebi anlam taşıyorsa kitabı merak etmemek elde değil! Tabii bu kitabın bizim zamanımızda yazılmadığı aşikar, 1820’lere ait bir kitap. Bizim zaman genelde her mahallede en az üç-beş kişinin kitap çıkarabildiği zamanlar! Evlerimiz, bilmem… Devamı için…

Rahat Ol

  “Yaşamak şakaya gelmez,  büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın                        bir sincap gibi mesela…”  Her sabah bahçeye  mesai saatlerine sadık memur edasıyla, iki küçük kumru ve bir sincap geliyor. Aylardır hiç şaşmadı, hep bizdeler… Bazen takılıyorum sanki babanızın evi; ye, iç, uç, git… Kumrular, narin ve asil ama sincap için aynı şeyi söyleyemem. Önce eğilip yiyor sonra hızını alamıyor, iki eliyle ağzına tıka tıka… Diyorum kibar ol biraz ama umurunda mı… Onları seyrederken bazen Nazım Hikmet’in bu sözleri aklıma geliyor. “Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela…” Zaten her… Devamı için…

“Her Şey Çok Güzel Olacak”

Baylar, bayanlar ve sevgili çocuklar… Kırk yıllık Bilim adamı tanımı bile Bilim insanı olarak değiştirildiği bu zamanda yazıma ‘Bayanlar dan önce Baylar’ ile başlama cüretsizliğinde bulunduğum için özür dilerim. Kulak alışkanlıklarına tutkuyla bağlılık diyelim. Aslında sadece o da değil; Totemler, karmalar, mucizeler, iman gücüyle neler yapabileceğine olan inanç vs her şey bende… Güzel bir seçim akşamıydı. Halk değişim istedi ve bunu gösterdi. Aynı akşam haber programlarının birinde aynen şunlar söylendi; “40-50 yıldır yapılan Büyükşehir Belediye seçimlerinde, Başkenti hangi parti kazandıysa İstanbul’u da aynı parti kazandı.” Hah işte ben bunu duydum ya… Devamı için…

Meğer…

“Kaybetme hissim yıllardır yok, çünkü sahip olduğum hiçbir şey yok.  Her şeyimiz emanet, canımız bile…” Aret Vartanyan “İnsanın değer ve sevgi görme açlığı” başlığı altındaki konuşmasında böyle diyordu. Bu yaşam felsefesini benimseyen ve uygulayabilen insanların önünde hayranlık ve saygı ile eğilirim. Kaybetme korkusu mu yoksa başkasında olana özenmek mi? Acaba hangisi insanı en çok mutsuz ediyor? Kapalı kapılar ardında yaşananları bilmeden hep başkalarının hayatlarını kendininkinden üstün görenler… Atasözümüz ne güzel der; ‘Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür’ Bundan bir kaç ay önceydi. Taşınma telaşı, yorgunluk, stres derken vücudum iflas etti ve beni… Devamı için…

Eylül değil Nisan’ım

Ben Eylül değil Nisan’ım! Çiçekler tohumlandığında, güneş yükseldiğinde, gün erken ağardığında… Gece geç saatlere kadar kitaplara, kağıtlara gömülen değil, gün ağarmaya başladı mı yataktan fırlayıp kalkanım. Ben Eylül değil Nisan’ım! Kalabalık insan gruplarına değil, üç dostum, bir sevdiğim ve bir canımın parçasına aitim. “Siz maddi-manevi, sadece hayalleriniz kadar zenginsiniz” diyor olsa da Sharma, hayatımı yönlendiren bu kitaplarda öğütlenen büyük hayallerim yok. “Bir kedim bile yok, anlıyormusun” diyen Sezen Aksu kadar bol acılı (!?) bir hayat hikayem de yok, Hatta kendisini pek sevmediğim bir kedim bile var. Dedim ya Ben Eylül… Devamı için…

Eşhedü

Hayatta  özendiğin, imrendiğin, iç geçirerek baktığın şeylerin bir listesini yapsan,  o kağıt, kimbilir neler neler  barındırır. Bir gün birine hayatta ki en büyük arzun ne diye sordum;  “Zengin bir hayatım olsun, her istediğimi alabileyim, en güzel yerlerde gezebileyim, bir de evladım olsun, onu sıkıntı çekmeden büyütebileyim” dedi. Ve adım adım isteğine kavuştu. Şimdi ondan mutlusu yok. Bir gün bir dostuma bu yaştan sonra ne işin var üniversite sınavında diye sordum… 40 yaşından sonra sınava girdi, kazandı ve geçtiğimiz yıl Hukuk fakultesinden mezun oldu… Benim ona büyük bir özür borcum var,… Devamı için…

“Ey düştüğü yerden kalkmaya hazırlanan ülke”

‘Diriliş Saati’ nin bir mısrası bu yazımın başlığı oldu. Şair Erdem Bayazıt’ın beni en çok etkileyen şiirlerinden biridir… Memleket’in zor zamanlarını bu kadar ince, hüzünlü ve şairane anlatmak bizim yaşadığımız çağ’a pek uymuyor. Bizlerin ki daha çok, kafası karışmış, karıştırılmış, küfürlerin, yalanların, güvensizliğin kol gezdiği, sanal alemin gerçek alemden üstün tutulduğu tuhaf bir zaman… Gazete ön sayfalarının üçüncü sayfa haberleriyle yer değiştirdiği bir dönem bizim ki… Son zamanlarda gazete-haber takip etmenin kültürlü veya bilgili olmakla bir alakası olup olmadığını sorgulamaktayım… Memleketin bir yüzüne bakıyorsun, mutlu, her şey tıkırında edası, diğer taraf ise… Devamı için…