İş Başa Düşünce

Hey gidi günler hey…!  Canımın parçası, adaşım, yeğenim Berna’nın ilkokula gittiği yıllardı. Okul müfredatı sağolsun, o kadar çok ödev verirlerdi ki… Minicik çocuğun kendi başına bu işlerin altından kalkması doğaya da aykırı olacağından ( dahi çocukları tenzih ederim) ailece mücadele etmeye başladık. Akşamın bir saati, anneanne, dede, teyze, enişte masaya sıra sıra dizilir, büyük bir ciddiyetle ödevlerimizi yapardık. Tabii en heyecanlı bölümü de ertesi gün gelecek sonuç!  Bütün ailenin bilgisi, kültürü ortaya çıkardı. Gel gelelim bizim yurt dışındaki ebeveyn oluşumuza… Çoğumuzun İngilizcesi kendimizi kurtarmaya yetse de çocukların ödevlerini ancak mahvedebilir… Devamı için…

Sonbaharın ‘Scarface’ etkisi

Hayatımda gördüğüm en ilginç havalardan biriydi. Saat 3:45 öyle bir güneş var ki araba kullanırken direk gözüme vuruyor.  Bismillah diye diye ilerliyorum. Sonra bir anda yağmur başlıyor, silecekler yetişmiyor. Ama güneş hala gözümde.  Ve bir gökkuşağı beliriyor hayatımda bu kadar güzelini görmedim.  Ve sonra hava bir anda kararıyor. Yarım saat içinde güneş, yağmur, gökkuşağı ve zifiri karanlık! Haşa Senden büyüğü yok… diyerek gökyüzüne gülümsüyorum. Şimdi de karla karışık yağmur yağıyor. İşte yine kış geldi. Ağaçlar, yeşil ile kahverengi arası renk değiştiriyor, sokaklar kuru yapraklarla  itina ile döşenmis. Her ne kadar… Devamı için…

Sıradan Bir Ayrılık

Ayrılığın her çeşidi beni derinden sarsar. Anında gözyaşlarına boğulurum. En çok içimin yandığı yerlerden biri havalimanlarıdır.Onun için gidişler de, gelişler de planlı olarak yalnızımdır. Birbirine sarılmış tanımadığım insanlar bile görsem onlardan önce benim gözlerim dolar. Gözyaşını dışa değil de içime akıtmayı başardığım gün, elbet birileri de bana el sallayacak. Ayrılık sadece limanlarda olsa iyi, hayat boyu kaç şekle bürünür karşına çıkar, sayamazsın. Mesela ben bugün o sıradan ayrılıklardan birini yaşadım. Kızım, yaklaşık 7 senedir bale öğreniyordu. Ama ne istediğinden emin olan her çocuk gibi bir anda artık bale derslerine gitmek istemediğini söyledi. Babasıyla gidip konuştular, sonra güle… Devamı için…

Tek Suçlu Arda (mı?)

Bizim nesilde, gece hayatını bilmeyen yoktur. İçkinin limiti aşıldığında, çok nadirdir insanın eşi dostu veya mekan sahibi müdahale etsin, genellikle durumun ciddiyeti, rezillik çıktığında anlaşılır. Hani eskiler der ya içki her kötülüğün anasıdır. Bu sözün yanına bir de gece hayatı ve sabahın kör ışıklarını ekle… Sonrası malum! Al sana Arda -Berkay olayı! Her gün Türkiye’de buna benzer kimbilir kaç olay yaşanıyor… Ama bu defa olayın kahramanları ünlü kişiler olunca ülkenin gündemine taşındı. Arda suçlu ! Berkay da suçlu! Berkay’ ın karısı da suçlu! Hani bir zamanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan “bu işin… Devamı için…

Sen Anlat Karadeniz

Herkesin ilgilendiği, takip ettiği  haber türleri vardır. Ekonomi, politika, spor, kültür, sanat gibi… Ben, en çok insanlarla ilgili araştırmaları severim. Büyükler bir yana Tibet’in küçücük bir köyünde bile bir araştırma olsa anında kulak kesilirim. Mesela dünyada insanlardan daha çok tavuk olduğunu biliyor muydunuz? * Madem bu kadar  araştırmalara bayılıyorum, en sonunda kendi çapımda bir deney yapmaya karar verdim. Bu araştırmada kullanacağım denek, benim! Türkiye’de yaşanan veya yaşanacak olan ekonomik kriz sıkıntılarıyla, insanların nasıl başettiğini anlamak için bilindik bir yol izlemeye karar verdim. Uzun zamandır en çok izlenen tv dizisine ilk bölümünden… Devamı için…

Yaşamın ne kadar içindesin?

“ Yaşamdan daha fazlasını almak için, yaşamın daha fazla içinde olmalısın.” Bir kitapta karşıma çıkan bu cümleyi oysa ne kadar da çok sevmiştim… Ta ki Soho’ da bir kafede garson sipariş alırken ‘bir şeye alerjiniz var mı?’ sorusuna  ‘insan’ diyene kadar… Arkasından ‘şaka şaka’ diye seslensem de nafile! * Espri bir yana ‘yaşamın daha fazla içinde olmak’ denince benim aklıma önce komşuluk ilişkilerimiz geliyor. Mesela karşı komşumla beraber yıllardır bir kedinin bakımını üstleniyoruz. Kediyi onlar seçti… Veteriner… Yemek… Oyuncak… Özel ihtiyaçlar, ona ait. Bana ait olan bölüm; Sabah akşam bizde oturması…… Devamı için…

Kötülük

“Kötüler hiçbir yerde saklanamaz, çünkü vicdan kendi kişiliklerini buldurur onlara.”                                                                                                                                                         – Epikuros Kötü giden onca şeyin ardından… Devamı için…

Merhaba

“Yaz bitti Yazın bittiği her yerde söylenir, söylenmeyen şeyler kalır geriye  ve sonra hiç bir şey olmamış gibi, ağır, usul bir hazırlık başlar, uykuya benzer yeni bir mevsime…” Murathan Mungan, yaz mevsiminin bitişini böyle anlatmış… Çokta güzel anlatmış, insanın içinden şiirin tamamını tekrar kağıda dökesi geliyor… Bu şiiri okuyunca bende gözlerimi kapayıp biten yaz mevsimini düşünüyorum. Ne yalan söyliyeyim yaz tatilinin büyük çoğunluğu elimde telefon Facebook’a bakar gibi dövizin dakika dakika nasıl yükseldiğini izlemekle geçti. Çok param olduğu için değil, ekonomistlerin mesleğine gözümü diktiğimden hiç değil… Peki neden ? Henüz… Devamı için…

“Gerizekalı Sevgilim”

  Ben dünyayı cennet belledim. Sensiz cenneti hiç düşünemedim. Bu dünyadan bir şey olmaz. Ama bari sen mahvetme……” Yine Pinhani’ yi dinliyorum.  Yıllar geçse de kalitesinden hiçbir ödün vermeyen harika bir müzik grubu… Sevdiğim bir şarkıyı defalarca dinlerken sözlerini hiç duymadığımı bilirim. O sevdiğim müzik üzerine ben kendi sözlerimi, kendi hikayemi yazarım. Müziğin anlatmak istediklerini kendime göre yorumlar ve öyle hissederim. Sonra, sevdiğim o şarkının sözlerini okurum, hem söz yazarına haksızlık olmasın hem de acaba benim hissetiğime benzer  sözler yazılmış mı diye… Çünkü bir şarkıyı defalarca da dinlesem  fayda etmez,… Devamı için…

Ah Bizler!

Hani hep derler ya ;  ‘Ben hep insanları kendim gibi zannettiğim için üzülürüm.’ Tabii hepimiz az çok  birbirimize benziyoruz. Hayata karşı benim de bu cümlenin başlangıcına benzer bir duruşum var,  sık sık üzülürüm desem yalan olur. Ben daha çok  insanları kendim gibi düşündüğüm için onlara karşı son derece temkinli ve mesafeliyimdir. Bizler, diğer dört ayaklı yaratıklar kadar basit, mükemmel ve anlaşılır değiliz, bizleri anlamak için biraz daha geniş zaman gerekli. Ne zaman, ne için öfkelendiğimiz… Öfkelendiğimizde ağzımızdan neler döküleceği… Minicik yanlış anlamalar karşısından gemileri, köprüleri nasıl ateşe verebileceğimiz… Kaybetme noktasında… Devamı için…