İstanbul

Ey İstanbul,  Çekil git karşımdan  Al o mavi gözlerini de öyle git Çelme aklımı İstanbul Çıkma karşıma bir daha…  Sokaktaki kız çocuğunun çaldığı acıklı akordeon melodisiyken fon müziğin, Darbukanla kıvrıla kıvrıla sokulma yanıma İstanbul… Ne yaşatabildin seza gibi Ne akıldan çıkabildin be adam gibi Çelme aklımı İstanbul. Yıkma artık, yıldırma… Gecenin en karanlığında, kaldırım aralarından sızan kirli su kadar karanlıkken… Sevdalını paramparça ettin, yerlerde sürüdün be İstanbul…  İnsanlar şimdi kimliksiz, ümitsiz, kredisini çoktan yitirmiş… Hayatta kalabilmek için birbirine yanaşan kirpilerden farksız… Her biri, başka bir çaresizlik, mutsuzluk biriktirmiş gözyaşlarında Sense… Devamı için…

“Kendine Değerinden Az Değer Biçmek Korkaklıktır”

Hayattaki bir çok problemin ana sebebi, kendimizle ilgili olanı… Hem ruhsal hem fiziksel… Biraz içimize dönüp bakmak için illa psikoloji uzmanı olmaya gerek yok. Sorun hep bizde gizli… Asla sormayı akıl edemediğimiz soruların cevaplarında. Mesela şu hiç aklına geldi mi? Kendin hariç herkesi önemsiyorsun. Birini seviyorsan ve onun da seni sevme ihtimali varsa hayata dört elle sarılıyorsun. Ama durum istediğin gibi gitmiyorsa bunalıma girmen an meselesi. Onun için kilo vermeye çalışıyorsun, baktın beğenmedi bu defa kilo almaya çalışıyorsun. Kendini aynanın karşısında nasıl görmek istediğinle ilgili hiç bir fikrin yok. Dünya… Devamı için…

Dönen dönene…

Ben inanırım… Su içtiğimde… Karnımı doyurduğumda… Soğuk kış günlerinde evime ulaştığımda… Kapımı kilitlerken… Çocuğumu okula yollarken… Yani ben inanırım arkadaş ! Mesela uyumak için koyun saymak yerine bildiğim duaları okurum. Kendimi bildim bileli böyleyim ben. “Dönmeyi”de düşünmüyorum. Ama son zamanlarda dönen dönene… Bu “dönme ” durumu benim için İlhan İrem’le başlamıştı. İlhan İrem, Müslümanlıktan Hristıyanlığa dönmüştü.   Sonra bir kadın manken, Müslümanlıktan Hristiyanlığa, Hristiyanlıktan Budistliğe, sonra yeniden Müslümanlığa döndü. Son zamanlarını bilemiyorum, takip edemedim.Yani O bildim bileli sürekli dönüyor.   Yine kısa bir süre önce, eski bir erkek manken, bembeyaz kıyafetlerle kamera… Devamı için…

Vakit Geçiriyoruz diye diye…

“Fırsatların sayısı onları görecek insan sayısından çok daha fazladır.”                                                                                                                T. Edison Dünyada minicik bir yer kaplıyor olsakta, ucundan kıyısından hayata özenli bir şekilde dahil olabilmek, biraz itina istiyor. Yaşam kalitemizi belirler ve uygulamaya koyarken, aile… Devamı için…

Bir Seni Sevemedim

12 ay içinde bitmek bilmeyen, çilekeş ay hangisi diye sorsalar hiç düşünmeden ‘şubat’ derim. Günlerin bu kadar çabuk geçtiği bir zamanda, aklım bir şubat ayına ermiyor. Ya bir de uzun olsa…! Hiç üşenmeden saydım, bu şubat ayında haftanın bütün günlerinden 4 tane var. Kasım ve aralık ayında, yılbaşı geliyor diye kendini biraz avutan insanlar, bu yalan dolandan çıkıp tam şubat ayında dibe vuracakken imdadına 14 şubat sevgililer günü yetişiyor asıl hikaye de zaten o tarihten sonra başlıyor. Sohbet esnasında öğreniyorsun ki herkesin bu kasvetli günlerle baş edebilmek için değişik yöntemleri… Devamı için…

Belki Biz de Kandırıldık

Madem 14 Şubatta illaki birşeyler kutlayacağız, ben “Kütüphane severler gününü” seçip çekiliyorum konudan. Nedense kitapları sevme fikri “sevgililer gününü” sevme ve kutlama mecburiyetinden daha çok ilgimi çekiyor. En sevdiğim 10 kitabı, minyatür kütüphanemden indirip tam karşılarına geçip oturmayı planlıyorum. Belki de göz göze gelince heyecanlanır, kurşun kalemle altını çizdiğim bölümleri yeniden okurum. Hangi yıllarda satın aldığımı, okurken neler hissettiğimi ve her şeyden önemlisi bana neler öğrettiklerini düşünürüm. Bence bizler kandırıldık… Hem de geçen hafta falan değil resmen doğduğumuz günden itibaren… Bütün hazırlıklar bu mecburi dayatmalar için yapıldı. Kalabalık ne yapıyorsa,… Devamı için…

Balon

Sosyal paylaşım sitelerinde kaç arkadaşın var? En son paylaştığın fotoğrafını kaç kişi beğenmiş? Kendi ülkenin sınırlarını aşıp dünyaya meydan okuduğun kısa cümleleri, kaç kişi alkışlamış? Yazılarını kaç kişi tıklamış? Kaç kişi okumuş? Kaç kişi anlamış? Kaç kişi yorum yapmış? Kaçı beğenmiş, kaçı küfür etmiş? Peki bu tıklayan arkadaşlarla dışarıda bir kahve içmişliğimiz var mı ya da bir selamımız? Yoksa sadece tıklama ile mi iletişimdeyiz? Kendimizi bu kadar gerçek dünyadan soyutlayıp, ömrümüzü sosyal medyada tükettiğimize göre, demek ki bu tıklamalardan yeteri kadar tatmin oluyoruz. Vay be arkadaş biz ne tuhaf bir çağa denk… Devamı için…

Hormonlar mı Yoksa Mevsim mi

“Ben kendi payıma, mutsuzlukta herhangi bir üstünlük göremiyorum. Akıllı adam, koşulları elverdiğince mutlu olur ve evreni anlamaya çalışırken acı duymaya başladığı noktada, başka düşüncelere geçer.”       B. Russell   Dönem dönem yaşanılan olaylar karşısında verilen aşırı tepkileri ya da kısaca ‘huysuzlukların’ sebebini hormanlara bağlarız. Ama nedense bu aralar bu ezberi bozup adres yönünü iklime çeviresim geliyor. Bu, bir gün kapalı-kasvetli olup ertesi gün doğan güneşle dağılacak bir ruh hali değil, sanki toptan iki üç aylık süren bu kış iklimini kapsıyor. İnsanın içini biraz rahatlatan ayrıntı ise etrafımızdaki bir çok kişinin aynı… Devamı için…

Allah İstemezse Yaprak Bile Düşmez

Çok değer verdiğiniz birini görmek için, tatile gidecek kadar iyi  tanımadığınız biriyle uzun bir yola çıkıyorsunuz… Ve O’nun orada olduğundan son derece eminsiniz, bütün planlar-programlar yapılmış. Ve bu yolculuğun tek amacı sadece O’nu görmek… Ya peki sonra ……? Bundan bir kaç ay önceydi. Yan komşum Olga, bir gün yolumu kesip bu sene 40.yaşına basacağını ve bunu kutlamak için iki günlük bir geziye gitmek istediğini söyledi. Bu tatilde benim de ona eşlik etmemi istiyordu. Ben o an boş bulunmuş olacağım ki, nereye diye bile soramadan evet deyiverdim. Onun gitmek isteyeceği yere, benim gitmek… Devamı için…

Yukarı Bak ve Gülümse

Hani derler ya; “İnsanlar plan yaparken Allah yukarıdan gülümsermiş.” ya da “Allah istemezse yaprak bile düşmezmiş” Hangisini beğenirseniz onu bir köşeye not edin, bu sözler bir gün dergâhınız olabilir. İster kadercilik de ister hazıra konmak… Yaptığın ciddi planlar ( kime göre?) bir kaç defa elinde kalınca önce öfkeleniyorsun, sonra hafif bir travma geçiriyor gibi oluyorsun, en sonunda  sen de kafanı kaldırıp yukarı gülümsüyorsun. 1 Nisan günüydü, aynen tarihe uygun, şaka gibi bir gündü… Üç kişi bindiğimiz uçaktan ikimiz apar topar indirildik. Oysa emniyet kemerimizi bile bağlamıştık….. Uçağın kalkmasına beş-on dakika… Devamı için…