Ey !

  Ey Kemal ! Ey Muharrem ! Ey Almanya ! Ey Avrupa! Ey Ey Ey……. !!! Geçen gün bir baktım Ey Umut, Ey Köker, Ey Timur diye konuşmaya başlamışım !!! Trafikte birine kızıyorum ‘Yav beni geçmek senin haddine mi düşmüş, sen kimsin’ filan demek istiyorum ama İngilizce’ye çeviremiyorum. Eyvah ki ne eyvah ben bildiğin siyasetçilere benzemeye başlamışım, acil yardım! Fazla mı haber izliyorum, fazla mı gündemi takip ediyorum, inanın bilemedim. Seçim öncesi adaylar coştu, bir kavga bir gürültü sanırsın kıyamet kopuyor. Her geçen yıl seviye daha da düşüyor. Evlerimiz de öyle değil mi sanki;… Devamı için…

Kendim İçin Senin İçin

 Artık, okumaya başladığım kitapları yarıda bıraktığım zaman üzülmüyorum. Bence sen de denemelisin… * Seni bir cümlesiyle bile mutsuz eden şeyleri çıkar at hayatından… Yazarlar, senaristler bayılır duygu sömürüyle reyting kazanmaya… Kitabı da, diziyi de yarıda bırak ki, hep gözyaşıyla ceplerini dolduramayacaklarını öğrensinler. * Çocukken, oyuncaklarını, büyüdüğünde de kalbini kıran, sana gözyaşı döktüren çocukluk arkadaşın var ya, bir kahvenin kırk yıl hatırı var diye hayatında tuttuğun, onu da sil at… Seni üzen kişinin kahvesine de, dostluğuna da ihtiyacın yok. Ortalık yediği kaba pisleyenlerle dolu. * Sana saygısızlık yapan, -bu kim olursa… Devamı için…

Gurbetçiler Oy Kullanmalı mı?

Hiç beklemediğimiz bir anda ülkeyi seçim telaşı aldı. Umutlu ve heyecanlıyım. Siyaset konusunda bilgisi olmayan ve bu konuda susmayı tercih eden biriyim. Ama vatandaş olarak oy verme yükümlülüğümüz olduğundan azıcık da olsa siyasetin eteğinden tutmaktayız. Her vatandaş gibi bir tane oyum var ve onu dünyanın neresinde olursam olayım gidip veririm. Keşke sonrasında oy vermiş olmanın gururunu yaşayabilsem, ama nerdeee… İnadına düşünceler aklımı rahat bırakmaz. Günün sonunda ne sebeble olursa olsun kendi ülkesinden dünyanın dört bir yanına kaçıp gelmiş insanlarız. Şimdi ise sadece aynı dili konuşuyor olmanın avantajı ile televizyonda ki… Devamı için…

Asla Vazgeçme…

Yaşamak ne zaman ağır gelse Pinhani’nin ‘Dön bak dünyaya’ adlı şarkısına sığınırım. “Yalnız kaldıysan Kalkıp pencereden bir bak Güneş açmış mı Yağmur düşmüş mü Dön bak dünyaya Asla vazgeçme…” Ben de aynen öyle yaptım. Thames nehrine karşı bu şarkıyı dinliyorum, elimde sandviçim, yanı başımda defter ve kurşun kalemim… Dünyanın güzelliğini bu pus yığınından görebilmek için dön bak dünyaya… Çocuklara bak… Koşuşturan sincaplara bak… Gururlu ve mağrur bir şekilde yavrularını koruyan kazlara bak… Arıların çicekler içinde kaybolurken ki zarif ve itinalı dokunuşlarına bak… Bir ağaç kakan kuşunun ciddiyetine bak… Başını kaldır ve o… Devamı için…

Hayata Tutunmak

Kafa ağırlığımızın yaklaşık 5 kg olduğunu öğrendiğimden beri, kafamı koyacak yer bulamıyorum. Bunun ispatı; Çocukların evde olmadığı bir gün, yere boylu boyunca uzanıp, sadece kafayı tartının üzerine koymaya bakar. Henüz denemedim ama yakındır! Ama bir diğeri var ki ruh’un ağırlığı ile ilgili… Bunu araştırma ihtiyacı duymadım, bence herkesin ruh’unun ağırlığı yaşadığı acılara göre değişim gösterir. Ruh bazen  dünyadan bile ağır gelir… Değişmeyen tek gerçek; Geride kalanın ağırlığı terk edeninkinden çok daha fazla… O’nu, ömrüne ne kadar kattığına bağlı… Her şeyin sebebi fazla sevmek, fazla sahiplenmek… Kendimize ait sanmak… Hiçbir şeyin… Devamı için…

Keşke…

18 yıldır Londra’ da yaşıyorum. Bir Mart ayının  bu kadar soğuk ve yağmurlu oluşuna daha önce hiç şahit olmadım… Kar yağdı… Fırtına çıktı… Yağmur yağdı… Ve yağmur hiç durmadı… Üye olduğum golf kulübünde fazla yağış sebebiyle, toprak zemin bitmiş durumda. Bırak golf oynamayı, yürümek bile imkansız olduğundan, kulüp günlerdir kapalı. Bu ülkede ki durum, anlatılacak gibi değil, yaşamak lazım… Elden gelen bir şey yok… Her geçen gün, yaşama sevincini yitiriyorsun, hepsi o… *              *             * Bir akşam camdan… Devamı için…

Bir koysam beş alır mıyım?

Bu günlerde en büyük gündem yeni dolandırıcılık hikayesi ‘Çiftlik Bank’ ! Yahu bu ne ilgisizliktir ki merak edip okumuyorum bile. “Dolandırıcılık” denince ilgimi çeken tek olay; yıllar önce Sülün Osman adlı ünlü dolandırıcının, mesleğinde çıtayı iyice yükseltip Galata Köprüsünü satmaya çalışmasıydı… İşte o zaman ki çocuk aklı, gülmüştüm… Şimdi ise dolandırıcılık haberlerini açıp okumuyorum bile. Çünkü dünya değişse de insan bildiğimiz gibi……. Sadece senaryolar değişiyor hepsi o. Konunun ana fikri hep aynı; acaba bir koyup beş alır mıyım? Sonuç ise hep gözü yaşlı, mağdur insan manzaraları… Gelişmekte olan ülkeler listesinde… Devamı için…

Koyun Gibisin Kardeşim

Hani bazen kendini farklı farklı ruh hallerinde bulursun ya Dünya yeterince ilgini çekmez. Olup biten hiçbir şeyle ilgilenmezsin. Kim mutlu kim mutsuz umurunda değildir. En az insan gördüğün zamanlardır. Bu her ruh hali gibi geçicidir tabii, aynı doğanın gel-gitleri gibi… Bazen de kendini hayatın çok içinde hissedersin. En ufacık olaylara umulmadık tepkiler verirsin. Ben böyle tepkiler verdiğim günlerde kendimi son derece insancıl bulurum, çünkü bu his, bana dünyanın merkezinde sadece benim olmadığımı hissettirir. Ne güzeldir komşunun kızının gitmek istediği okul sınavı öncesi onun için dua etmek, ya da arkadaşının hasta olan… Devamı için…

Mutsuzluk Güzeldir

Mutsuzluk, düşünüldüğü kadar kötü birşey değilmiş,  iyi taraflarını da görmek lazım; Mesela moralin kolay kolay bozulmuyor.  Öyle ota boka durduk yere üzülmüyorsun. İnsanlara  kırılmıyorsun, kızmıyorsun. Bir kere hiç birşeyden korkmuyorsun. Sanki hayat daha bir kolaylaşıyor. Aynaya baktığında pek birşey görmüyorsun. Yüzüne ciddi bir ifade yerleşiyor.  Fazla gülmüyorsun, konuşmuyorsun. İnsanlarla göz göze gelmedikçe selam vermene bile gerek kalmıyor. Bazen saklanmak, bazen görünmez olmak bazen de yok olmak istiyorsun. Dünyadaki kötü haberlerden etkilenmiyorsun. Çünkü bir kendine acıyorsun, iyice bencilleşiyorsun yani. Her soruyu “hayat işte” deyip geçiştiriyorsun. Sanki biraz daha öfkeli sanki biraz… Devamı için…

Ertelediklerine Zaman Bulamazsın

Salı günleri bir kaç anne, okul sonrası, çocukları müzikal kursuna götürüyoruz. Beklememiz gereken bir saati; kimisi eve dönerek, kimisi bir kafede, kimisi de bekleme salonunda oturarak değerlendiriyor. Bense o beklemem gereken saati, bir kilisenin bahçesinde, mezarlıkların ortasında bulunan bir bankta geçiriyorum. Galiba bunu alışkanlık haline getirdim. Ama şikayetçi değilim. O bankta otururken müzik dinlemeyi denedim, olmadı. Kitap okumayı denedim, olmadı. Telefonda oyun oynamayı denedim, olmadı. Birileriyle mesajlaşmayı denedim, olmadı. Yazı yazmayı denedim, olmadı. Alışveriş listesi yapmayı denedim, olmadı. Yani ne yapmayı denediysem, beceremedim. Sonunda vazgeçtim, şimdi hiçbir şey yapmadan sadece… Devamı için…