Teknoloji mağduru

Geçtiğimiz haftalarda ünlü şarkıcı Bob Geldof’un kızı, hem cep telefonuyla konuşup hem de pusetteki bebeğini sürmeye çalışınca olanlar oldu.

Kare kare çekilen fotoraflarda zavallı bebeğin resmen tepetaklak yere yuvarlanışını fevkalede net bir şekilde görebiliyorsun.

Olayın arkasından, “önce ben savunmaya geçersem kazanan ben olurum” düşünce tarzıyla, hemen “kendini ifade etme kulvarı” olan twitter’a koştu.

Londra’da kaldırımların ne kadar kötü ve tehlikeli olduğunu yazdı ve rahatladı. (Aman tatilde Türkiye’ye filan gelmeyi düşünme!)

Yani bütün suç sokaktaki kaldırımlardı !

Birkaç gazetede yer almış olsa da, şu sıralar çoktan unutuldu.

Bana kalsa üniversiteler de, televizyonlar da, bu durum günlerce tartışma konusu olmalı.

Ama olamıyor, çünkü herkes “teknoloji” adlı çağın hastalığına yakalanmış durumda.

Onun için bir kaç kafadan “vah vah” “olacak şey değil” gibi sesler çıksa da,  birkaç dakika sonra buna benzer bir duruma düşmeyeceğini, kimse garanti edemiyor.

Teknoloji, ölü toprağı gibi üzerimize serpildi, kıpırdayamıyoruz.

Karnımız yarı aç yarı  tok gezerken, bir iphone telefona bağlandı tüm zenginliğimiz.

Yolda yürürken her birimiz  kocaman çukurlara düşeceğiz bir gün.

Parmaklar ya iletişim için hareketde ya da oyun oynamak için…

Artık yolda yürürken kafamızı kaldırmadığımızdan, kimseyi de görmüyoruz.

Toplu taşım araçlarında, kaldırımlarda, parklarda hepimiz garip bir haldeyiz.

Kendi kendine gülümseyen, öfkeyle kafasını iki yana sallayan, heyacanlı, perişan…

Gencecik insanların iki kaşının arasında çizgiler oluştu, sürekli aynı noktaya bakmaktan.

Mutluluğu da, kederi de iletişim ağlarından ulaşacak iki cümleye bağladık.

En büyük korkumuz ise zamansız biten şarj.

Aileler, çocuklarının, internet sosyal paylaşım sitelerinde, kaç kişi tarafından takip edildiğiyle övünüyor.

Çünkü dışarıdaki dünyayla kimsenin bir ilgisi kalmadı…

İhtiyacımız olan tek şey gerekli sinyal!

Hayal ediyorum da, Laptopu, iphone’u ve ipad’i, bir uçurumdan aşağıya bırakmışım ve sevdiğim dostlarıma koşuyorum…

Aklım telefonumda değil, çünkü bütün sevdiklerim yanımda…

Teknolojiyi çıkarıp atmışım hayatımdan…

Ve işte şimdi özgürüm…

Eylül-2012, Londra

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *