Muhteşem Mutsuzluk

Gerçek mutsuzluk, kibrin ve egonun arkasına gizlenerek yaşar. Bu mutsuzluğu layıkıyla yaşayan insanlar, kendi mutsuzluğu ve türlü sebepleri ile, birlikte yaşadıkları insanların hayatını da zorlaştırırlar. Bu insanlar  belki komşu, belki arkadaş,  belki de alelade karşılaşılan kişiler olarak karşınıza çıkar. Bu tiplerle ne zaman ve nerde karşılaşılacağı hiç belli olmaz. Çünkü dünyayı salgın hastalık gibi sarmışlardır. Onlar kimseyi beğenmez, çünkü minik beyinlerini, her şeyin doğrusunu bildiklerine inandırmışlardır. Onlar mutlu olamadıkları gibi, etrafındakileri de mutsuz etmek gibi bir görev için dünyaya geldikleri düşünülebilir. Hayatta hiçbir şey üretmezler, bütün yaptıkları üretenleri  eleştirmektir. Her… Devamı için…

Kaybolan Bir Hayat

“Karıncaları, bir kavanoza doldurup yanmış kibriti içine atardı. Sonra da alelacele ağzını sıkı sıkıya kapar, işıkları söndürür ve  karıncaların can çekişerek kömürleşip yok olan bedenlerini, zevkle izlerdi…” Arkadaşının uzun yıllar gururla anlattığı bir anısıydı bu… Senin buna benzer iç acıtan hikayelerin de hiç olmamıştı, hayatın boyunca karınca dahil, hiç kimseyi incitmemiştin ki… Peki şimdi neyin ızdırabıydı bu yaşadığın? Anladın ki hayat kavgasına düştün mü bir kere, ne hayallerindeki işi düşleyebilirsin, ne de dilediğin gibi yaşayabilirsin… Çocukluğundan bugüne, biriktirdiğin hayallerin birer birer kaybolurken, son zamanlarda düşünmeyi bile günah sayar oldun. Ah… Devamı için…

İnsanlar alemi ve marifetleri

Yolunu kaybetmiş üç minik kuş, mısır koçanıyla karınlarını doyururken, ben de onları ürkütmeden usulca mısırın öbür tarafını çeviriyorum. Onları izlemenin zevki bambaşka, hele bir de güvenlerini kazandım ya, değmeyin keyfime… Ama birden yüzümdeki tebessüm, yandaki tepeden yükselen dumanlarla acıya dönüşüyor. Bizim buralarda, yaz aylarının eksilmez acısıdır yangın… Uzun kışla beraber, yağmurdan kurtulup güneş ve denize kavuşmanın mutluluğunu yaşamaya niyetlenirken, yangınla birlikte, yanarak yok olan ağaçların ve zavallı masum hayvanların can çekişini ta içinde hissedersin. Bir yandan denizin üzerinde helikopter ve yangın uçakları, taşıdıkları suyun ağırlığıyla savrula savrula yangın bölgesine ulaşmaya… Devamı için…

Güneş görenle görmeyen bir olur mu?

  Güneş görenle görmeyen bir olur mu? Aslında sende ondan şanslı değilsin… Güneşte 40 derece seni bekler… Yağmur istersin bir damla yağmaz, bulut ararsın malum oda yok… Kafana güneş geçmeden sinirlerine geçer… Barut gibisindir önüne gelenle kavga edersin… Klima ile yaşamaktan, ya böbrek iltihabı olursun ya da bronşit. Şöyle çoluk çocuk pikniğe gidelim desen, kenenin üzerine otururum diye ödün kopar. Geceleri sivrisineklerle savaş başlar, korunmak için daha beterini yapar tenini zehirlersin. O da yetmez pirize başka bir zehir tablet takarsın… Aldığın nefeste oksijenden eser yoktur artık. O da olmadı, bedevinin… Devamı için…

Tuvalet Kapaklarına Işeyenler

Evdeki minyatür kütüphanemde benim dışımda sadece çocukların ilgisini çeken bir kitabım var… “Toilets of the world”  dünyanın çeşitli ülkelerinden derleme  tuvalet dekorları, resimler ve küçük açıklamalar bulunuyor. Her Türk insanı gibi, sayfaları hızlı hızlı çevirip, bizim ülkemizdeki tuvaletleri nasıl gösterdiklerini merak ediyorum. Şaşırtacak ölçüde temiz ve düzenli, gözümle de görsem inanamıyorum. Şahit olduklarımdan sonra kadın tuvaletlerini neden oturmaya uygun yaptıklarını anlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü kadınlar oturmaz ki… Zannediyorlar ki, kendileri hariç herkes veba mikrobu taşıyor. Genelde tuvalete yüksekten deneme yanılma yöntemi kullandıkları için, onlardan sonra da tuvaleti kullanma ihtiyacı olan… Devamı için…

Terkedilmelerin Ardından

İtiraf ediyorum seni unutmaya başladım. Biraz kırgın biraz tepkisizim artık. Daha önceki telaşlarım birer birer kendini boşvermişliğe bıraktı. Kafam eskisi kadar karışık değil, daha çok uyuşmuş gibi, galiba düşünmekten vazgeçti. Artık uzaklara dalıp dalıp gitmiyorum… hatta burnumun ucuna kadar bile bakmıyorum. Sebebi birbirine karışmış, içimi kemiren bir çok şeyi artık hissetmiyorum. Dedim ya seni unutmaya başladım… Bu şarkı bizim olsun dediğimde çalacak olan şarkıyı artık beklemiyorum. Zaten ne şarkıların bir anlamı kaldı ne de şiirlerin… Okuduğumda beni korkutan felaket haberlerinden de etkilenmiyorum artık eskisi kadar. Hayatı akışına bıraktım. Sen beni… Devamı için…

Artık mesaj yollama kendin gel n’olur !

Trende gidiyoruz… Herkesin elinde bir cep telefonu. Müzik dinleyen, mesaj yazan, internete bakan v.s Yaşı ortaların oldukça üstünde bir adam, bakışlarıyla öyle küçümsedi ki bizleri, o an elimde duran cep telefonumdan utandım. İtiraf etmesi zor ama öyle zavallı bir hale geldik ki Hepimize tebrikler!  Teknolojinin kölesiyiz. En sevdiğin insanla bile beraberken sanki hep uzakta birini özler durumu… Elinde olsa yanındaki insana mesaj çekeceksin, yani vaziyet o kadar vahim. Parmakların sürekli ya cep telefonunda ya da klavyede. Yazışma hayatında ise, en büyük düşmanın el yazısı… Dostlukların facebook’ta, aşkların facebook’ta davetlerin facebook’ta,… Devamı için…

Hokkabaz

Bundan bir kaç ay önceydi, yeğenime bir tavşan aldık. Ama maalesef onu fazla yaşatamadık. Sebebini anlamak çok zaman almadı. Anne sütüyle beslenmesi gereken tavşan, yaşı çok küçük olduğundan anneden ayrı hayata tutunamadı. Tavşanı satan dükkan 10 TL kazandı, bize kalan ise gözyaşı ve vicdan azabı… 2-3 hafta daha annesinin yanında kalmasına izin verselerdi, küçük tavşan belki de hala yaşıyor olacaktı ama olmadı çünkü tavşan ne kadar küçük olursa, alıcısı o kadar çok oluyor. Değeri de 10 TL. Nedense bu hayvanlar hep çocuklar evde yokken ölüyor. O minicik hayvanın ölmüş bedenini… Devamı için…

KENDİNLE HESAPLAŞMA

Lafa gelince ahkam kesiyorsun da yaşamaya gelince hayatını yönetenlerin önünde diz çöküyorsun Bir kere kendin için birşey yapmaya kalktın bir anda dünyanın en bencil insanı olmakla suçlandın Tuttuğun takım için ölümüne mücadele ediyorsun da kendi hayatın ellerinden çekip gidiyor sadece arkasından bakıyorsun Hani hayatı çözmüş gibi anlatışların var ya Yani Kader diye birşey yokmuş da kararlarınla hayatına sen yön veriyormuşsun gibi Bıkmadan sorup durduğun, cevaplarını bildiğini sandığın soruların… Kibirle gururu birbirine karıştırıp kırdığın kalpler bir olup seni yalnızlığa ittiler öyle mi Ya sana benzeyemeyeni dışlamaya hazır halin ne olucak? Bir… Devamı için…

Biz de ithal doktor getiririz!

Biz de ithal doktor getiririz! Güzelyalı sahilindeyiz, şimdi düşünüyorum da  çocuk denecek yaştayız o zamanlar… Biz seninle yürürken deniz kenarından çığlık sesleri yükseliyor… “Doktor var mı yardım edin!!”, Sen beni olduğum yerde bırakıp  ‘Açılın ben doktorum’ diyerek kalabalığın içine dalıyorsun. Belkide Tıp fakültesinin ilk yıllarında o gece ilk defa bir insan hayatı kurtarmıştın. Sonra bitmek bilmeyen bir eğitim süresi… Aileni, hayat arkadaşını ve minicik yavrunu geride bırakıp Van’da mecburi hizmet sonrada Şırnak’ta askerlik… Ama nereye gitsen güler yüzünle, sabrınla insanlara hep yardım ettin. Ve tabii kısa bir süre içinde başarılı… Devamı için…