Huzurumun hüznü 

Olsun be! Sen huzur de ben hüzün… İki kelime arasında ki benzerlik dikkatini hiç çekmez değil mi? Sende haklısın be dost, bir kere kolayını buldun mu duyduğuna inanmaya, düşünmeye ne gerek kalır ki… Klavyede Türkçe alfaben olmasa, nerdeyse ‘Huzur’ kelimesi, ‘Hüzün’e dönüşüyor, birde küçücük “r” harfi vardı doğru ya… Huzur ve hüzünün birbirine bu kadar yakın oluşu ne kadar ürkütücü… Huzur kahkahalarla güldürmüyor, Hüzünde öyle… Huzurda, hüzüne benzer kendine bir dönüş hali var. Birinde kendi derdinin, diğerinde de kendi güvenli dünyanın kibirine düşüyorsun. Ne huzurda bir süreklilik var ne de… Devamı için…

Zorla güzellik olmaz

UNESCO’nun araştırmasına göre İngiltere ve Fransa’da okuma alışkanlığı yüzde 21. Türkiye bu araştırmada okuma alışkanlığında dünya sıralamasında 86. sırada yer alırken, okuma oranı yüzde değil 10 binde 1! Televizyon izleme oranı ise yüzde 95… Son 5 yılda Anadolu’da kapanan 10 binden fazla kitapçı var. Bundan tam 8 yıl önce, başka bir gazetede yazdığım yazıyı bir kere daha yayınlama kararı aldım, çünkü 2013 yılında da değişmediysek, yazacaklarım da aynı olacaktır. CHURCHILL’İN EVİNDE BİR KAÇ SAAT…  “Ne kadar çok okursanız o kadar çok öğrenir ve güç kazanır, yaşamınızın denetimini kendi ellerinize alırsınız.”… Devamı için…

Narkotik Ünlüler

Çok şükür ki yine “uyuşturucu içmek ve temin etmek” şüphesiyle, tehlikeli(!) genç sanatçılar, son anda yakalandılar. Kollarından yaka paça tutulup, azılı katiller gibi sorguya götürüldüler. Kelepçe takmadıklarına şaşırdım doğrusu. Ya aniden arkalarına bile bakmadan kaçsalardı? Heralde vur emri çıkarmaları gerekecekti. Zaten resimde görünce anlıyorsun, resmen yüzlerine vurmuş kötülükleri(!) Sanatçı dediğin örnek olmalı çoluğa çocuğa! Millet karnını zor doyururken, onlar gezip tozuyorlar. Şöhretim diye ortalarda havalı havalı gezmek var mı? Ödeyin bakalım bedelini… İntikam zamanı. İleride bir haber niteliği olmaması için isimlerini vermek istemedim. Zaten gereği de yok, her yerde manşet… Devamı için…

Umutsuz Noel Baba

Kendini ekonomik krize uğramış bir noel baba gibi hissettiğin oluyor mu? Hediyen yok. Vaatlerin yok. Umutların tükenmiş… Kötülerin değilde, her zaman iyilerin kazandığı, eski türk filmlerinde kaldı aklım… Filmin sonunda kötüler pişman olur ve iyilerin dünyasına katılırlardı. Hepimiz izlerdik o filmleri… Ama herkes başka bir bölümüne odaklandığından, farklı dersler çıkarırdı kendine. Mesela paranın kokusunu alan, mikrofonu alıp kendini sahneye attı. Kimileri, türlü oyunlarla, zengin koca peşine düştü. Kimileri de mafyacılık oynamaya başladı… Çocuklar yemeklerin hep en güzel bölümünden başlarken, büyükler sona bıraktı. Ve tam ağzına atacakken ayırdığı o son lokmayı,… Devamı için…

Depresyonla savaşırken…

  Türkiye’de son 5 yılda antidepresan ilaç kullanımı, yüzde 65 oranında artmış. Radyo programının araştırmacı konuğuna göre ilaçların büyük bir kısmı aile hekimleri  tarafından veriliyormuş. İnsanlar büyük tehlike altında, yüzde 65 önemsenmesi gereken çok ciddi bir rakam! Tabii araştırma yaparken  bir de gönüllü komşu ve arkadaş hekimlerin(!) tavsiyelerini göz önüne almalılar. -”Bak şu haptan bir tane alıyorum sinir minir kalmıyor. Al anam al..canına yazık!  bak bana ne mutluyum.” (Uyuşukluğu mutluluk sanıyor ama farkında değil) Ama tedbiri de elden bırakmaz kendini hekim olarak öyle benimsemiş ki – “Ama sen önce yarım… Devamı için…

Kaç bakalım nereye kadar

  Kitapta diyor ki; “Sevmediğinizi anlamaya, kendinizi alıştırmalısınız ki, anlamamış olduğunuzu sevebilesiniz.” Bugünlerde nereye baksanız 21 Aralık kehanetine dair birşeyler konuşuluyor. 21 Aralıkta kıyamet koptuğunda, sözüm ona dünyada bir tek “Şirince” etkilenmeyecekmiş. Hatta dünyaca ünlü aktör Tom Cruise dahil “Şirince” ye gitmeye karar vermiş. Bunlar doğru mudur bilinmez ama nasılsa dünya bitiyor ya, atmak da serbest inanmak da… Genelde her sene, sevimsiz kış aylarında iyice can sıkmak için birbirinden ölümcül virüs haberleri yayılırdı … Bu sene ise,  kökten bir dibe vuruş olsun diye “dünyanın sonu”nu getirdiler. Ne tuhaf, hiç etkilenmedim…. Devamı için…

Önce kendinle barışmalı

  “Ne ucuz yaşıyorsun,ne kolay bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun bakma öyle ben kanıyorum sen üşüyorsun…” i.sadri Karşına geçip seni anlatırken,ben gerçekten böylemiyim diye düşünüyorsun. Sana seni anlatıp duruyor… En konuşamadığın anı yaşıyorsun,ne acı.   Sana öyle ithamlarda bulunuyor ki seninle zerre kadar ilgisi yok. Ağzını açıp da “o ben değilim” diyemiyorsun. “Sen alışkınsın” diyor, “insanların duygularıyla oynamaya,kırmaya,incitmeye…” Bilmiyor ki, komşunun kedisi kafasını çevirse senin içine dert oluyor. “Ben hep karşımdakini, kendim gibi bildiğimden kaybediyorum” diyor. Sende diyorsun, o da diyor… Günün sonunda, herkes kaybediyor. Peki onlara benzemeyenler nerede? Onları bilen,… Devamı için…

İstanbul’a kara leke

“Artık biliyorsunuz, Türk usulü dolandırıcılık böyle bir şey! İstanbul çok çekici bir kent, ancak tatilinizin zehir olmasını istemiyorsanız neler döndüğünü bilmenizde fayda var.” National Geographic’de “Dolandırıcılar şehri İstanbul” başlığındaki belgesel, işte bu sözlerle son buluyor. National Geographic programcısı Conor Woodman, bir gece kulübünde, sadece bir biraya 30 dolar ödediğinden tutun da, boğaz gezilerinden, taksilere kadar nasıl dolandırıldığını gizli kamera ile gözler önüne seriyor. Şimdi annemin sesini duyar gibiyim “vah vah bu da mı başımıza gelecekti” diye, dizlerini döve döve ağlanıyor. Ben de şimdi ne yalan söyleyeyim, kara kara düşünüyorum. Türkiye’ye… Devamı için…

Zengin görünmenin püf noktaları

  Gizlenmeye çalışan örümceği yanlışlıkla elektrik süpürgesinin içine çekince, kafam ellerimin arasında,  makinenin tam dibine çöktüm. “Senin yapacağın temizliğe…” Sanki dünya sadece iki ayaklılar için, önüne geleni ez geç! Karnın mı aç? İki parmak et için, koca istakozu canlı canlı at kayanayan suya, pişsin. Sonra git masanın en orta yerine koy, gelen misafire ikram et ki, seni zengin sansın. Sonra bunun ahtapotu var, hani yine canlı canlı, 100 kere yere çarpılarak yeme kıvamına gelen… Geçenlerde bir belgeselde izledim, karidesleri büyütmek için hayvanların bir gözünü çıkarıyorlardı. Kıyafete mi ihtiyacın var? Boynuna,… Devamı için…

Kıyamet’e beş kala…

21 Aralık’ta kıyamet kopacakmış! N’apalım, yapacak birşey yok! “Elle gelen düğün bayram” derdi büyükler… Peki bunu duyduğunuzda kafanızdan neler geçiyor? Benim, malesef izlediğim güne lanet okuduğum bir film aklıma geliyor. Filmde, kıyamet koptuktan sonra yaşananları gösteriyordu. Bir baba-oğul, yaşayabilmek için yemek ve sığınacak bir yer arayıp, bitmek bilmeyen yollar boyu bir yerlere ulaşmaya çalışıyorlardı. Bunun yanı sıra birde “kötü insanlar”dan kaçmak vardı. Filmde, babanın oğluna sürekli tekrarladığı bir söz var; “Kötülerden olmamalıyız. Bizler iyiyiz” Bahsettiği kötüler; İnsanları yakalayıp, mahzende saklayıp, onları taze et kıvamında tutabilmek için öldürmeden, parça parça kollarını bacaklarını… Devamı için…